İBRAHİM SUBAŞI

"Dine ve İlme adanmış bir ömür"


Merhum İbrahim SUBAŞI Hocaefendi


Fatih Camii Haziresi

Merhum İbrahim Subaşı Hocaefendinin Kabri

Yeni Sayfa

         

İstanbul'un Eski Vaizlerinden İbrahim Subaşı Toprağa Verildi...

İstanbul'un eski vaizlerinden İbrahim Subaşı'nın cenazesi, Fatih Camisi Haziresine defnedildi. Subaşı için Fatih Camisi'nde ikindi vakti kılınan cenaze namazından sonra İstanbul Müftüsü Rahmi Yaran dua etti. Yaran, bazı hadislerden örnekler vererek, "İnsan olarak hayatımız sınırlıdır. Ne kadar uzun da olsa bir gün öleceğiz, dostlarımızdan ve sevdiklerimizden ayrılacağız ve amellerimizle baş başa kalacağız. Rabbimiz hepimizi amellerimizle baş başa kalacağımız o günü unutmadan yaşayanlardan eylesin" dedi. 

Eskilerin ölüme hazır olmaktan çok bahsettiğini, hayatta daima ölüme hazır olarak yaşanması gerektiğini belirten Yaran, böyle olduğu takdirde düzgün bir hayatın yaşanacağını söyledi. Yaran, Subaşı'nın uzun ve bereketli bir hayat yaşadığını ifade ederek, "Hayatta belki uzun olmasından daha önemli olan, onun bereketli olmasıdır. Hayatını İslam'a, ilme, Müslümanlığa hizmet ile geçirdi. Çok iyi evlatlar yetiştirdi. Sadece kendi soyundan evlatlar değil, bu milletin evlatlarının yetişmesinde büyük katkıları oldu. Rabbim amellerini makbul eylesin" şeklinde konuştu.  Rahmi Yaran’ın cenaze namazı kılınan İbrahim Subaşı için, cenazeye katılanlardan helallik istenmesinin ardın dan dua edildi. 

Subaşı'nın oğlu Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüsrev Subaşı da babasının Bakanlar Kurulu kararı ile Fatih Camisi Haziresine defnedilmesini sağlayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkür etti. 

Yazının Devamı

Ne Dediler...



Prof. Dr. Yusuf Ziya KAVAKÇI

Muhterem dost İbrahim Subaşı Hoca da Hakk'a yürüdü, irtihal-i Dar-ı Beka eyledi. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Vacibül Vücud kendisini şüheda makamına muhsinin derecatına nail eylesin. Cenab-ı Zülcelal onu evliyaullah zümresine dahil eylesin. Subaşı hocayı yarım asır evvel 1950'li yıllların son döneminde tanımıştım. Kardeşi merhum ile beraber İsmailağa Medresesinde talebelere kısa bir müddet Usul-i Fıkıh okutmuştu. Kardeşi Karasu veya Kandıra da vaiz olmuştu. Orada rahmete kavuştu. İsmailağa Medresesi o zaman Artvinli Eşref Beyin himayesinde idi. Bu Eşref Bey yarı omzu açıkta çeketli dolaşır, bekar günlerini talebelerin ihtiyaçlarını karşılamaya ve hizmete amade bir nev-i şahsına münhasır zat idi. Dramanın üstündeki Fatih Kolejini de o kurmuştu. Belki de bir müslümanın kurmuş olduğu ilk okul idi. 

Devamı


Mustafa ÖZCAN

Şu fani dünyada kaybettiğimiz doslar kervanına bir yenisi daha katıldı. Yeni yolcu ettiğimiz bu dost İbrahim Subaşı’dan başkası değil. Kitap kurtlarından ve dostlarından birisiydi. Yeni ve eski Bayaz Saray’da en fazla uğradığım yayımcılardan ve dostlardan birisi de İbrahim amca idi. Tam bir ilim aşıkıydı. Eski İstanbuldaki ilim çevreleriyle ilgili hatıralarını dinlemeye de doyum olmazdı. Em hoş yanlarından birisi de nüktedanlığı idi. Nüktedanlığını bazen hicve bozardı. En kızdığı şey yarım mollaların bilginçlik taslamasıydı. Onları bozmaktan büyük zevk alırdı. Özellikle onlarla karşılaştığında belegat ilminin ince meselelerinden birini açar ve bilgiç mollanın mütalaasını bekler ve mollanın sesi sedası kesildiğinde onu susturmuş ve birde ders vermiş olurdu. 

Devamı


Dr. Zehra Öztürk 

Hocayı 1975’te fakülte öğrencisiyken tanıdım. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne başladığımda Osmanlı Türkçesi öğrenmek bana ilgi çekici ve heyecan verici gelmişti. Bu konuyla ilgili kaynaklar bulmak hevesiyle kitapçılara dadanmıştım. Vaktimin çoğunu Sahhaflar’da ve Beyazsaray’da geçiriyordum. O zamanlar “Beyazsaray Kitapçıları” diye bilinen yer, İstanbul Üniversitesi merkez binasının karşısında ve Bayezit otobüs durağının arkasında yer alan bir büyük binanın alt katındaydı. İçinde yayınevlerinin ve genellikle eski kitaplar satan kitapçı dükkânlarının bulunduğu oldukça geniş bir mekândı.

Devamı

Tabut

Tahtadan yapılmış bir uzun kutu;
Baş tarafı geniş, ayakucu dar.
Çakanlar bilir ki, bu boş tabutu,
Yarın kendileri dolduracaklar.

Her yandan küçülen bir oda gibi,
Duvarlar yanaşmış, tavan alçalmış.
Sanki bir taş bebek kutuda gibi,
Hayalim, içinde uzanmış kalmış.

Cılız vücuduma tam görünse de,
İçim, bu dar yere sığılmaz diyor.
Geride kalanlar hep dövünse de,
İnsan birer birer yine giriyor.

Ölenler yeniden doğarmış; gerçek!
Tabut değildir bu, bir tahta kundak.
Bu ağır hediye kime gidecek,
Çakılır çakılmaz üstüne kapak?



Necip Fazıl KISAKÜREK


İbrahim Subaşı Hocafendinin tahkikini yaptığı  İmam-ı Birgivi'nin Makamatının digital olarak okuyabilir veya dosya olarak indirebilirsiniz.